LinkedIn 2016 Türkiye Yetenek Trendleri

LinkedIn her yıl yaptığı yetenek trendleri araştırmasının 2016 sonuçlarını yayınladı.

Türkiye’de yaşayan 727’den fazla profesyonel ile yapılan görüşmelerle şekillenen iş arama alışkanlıklarına dair içgörüler yakın zamanda iş değiştirmiş 269 profesyoneli de kapsıyor.

Raporun en dikkat çekici vurgusu Türkiye’de bulunan beyaz yakalı iş gücünün neredeyse tamamının iş fırsatlarından haberdar olmak isterken (%94) sadece %31’sının aktif olarak iş arayışında olması. Bu oran %36 olan dünya ortalamasının altındayken Japonya, Çin ve Tayvan gibi ülkelerin oranlarından ise hayli yüksek.

Yani “post & pray” mantığı ile işe alım yapmaya çalışmak artık sonuç üretmeyecektir. İşe alımcıların daha proaktif bir işe alım stratejisi izleyerek pasif durumda bulunan ancak -eğer onlara ulaşırsanız- sizi dinlemeye hazır yetenek havuzuna da dokunabilmesi gerekiyor.

Global ortalamanın çok altında olduğumuz diğer bir konu ise adaylara şirket ve pozisyon ile ilgili yeterince bilgi vermiyor oluşumuz maalesef. Aktif & pasif pek çok aday sizi bir işveren olarak değerlendirirken, sizinle çalışmanın gerçekten ne anlama geldiği ile ilgili önceden fikir sahibi olmak istiyor ve bu konuda çok kısıtlı kaynaklara sahip.

Bir şirkete başvurduktan sonra haber alamama, maaş, ünvan, görev vb. konularda pazarlıkta sorun yaşama, pozisyondan tam olarak ne beklendiğini anlamama (örn. belirsiz iş tanımı), iş/şirket hakkında yeterli bilgi sunmayan İK uzmanları tarafından iletişime geçilmesi ise sıralanan diğer sorunlar olarak karşımıza çıkıyor.

Araştırmada belirtilen problemler için katılımcıların kendi çözüm önerileri de alınmış. Katılımcılara göre:

  • Kusursuz şirket yoktur, gerçekçi bir şekilde şirketin çalışma ortamı ile ilgili net bilgiler verilmeli,
  • Çalışanların gerçek yorumları aktarılmalı, başarı hikayelerinin yanı sıra olumsuz deneyimler de aktarılabilir,
  • Şirketin vizyon ve stratejilerini maddeler halinde vermek yerine gerçekten bu vizyon doğrultusunda ne tarz çalışmalar yapıldığı anlatılabilir,
  • İlgili pozisyondaki kişinin neden ayrıldığı, neden yeni bir işe alıma ihtiyaç duyulduğu açıkça söylenebilir,
  • Şirketin çalışma lokasyonu, ulaşım detayları avantaj-dezavantajları ile iletilebilir.

Görüldüğü gibi tüm maddelerde ortak bir talep var. Adaylar salt gerçeği duymak istiyor ve buna göre bir karar vermek istiyor. Şirketler için cesur ancak samimi bir hamle gibi duruyor.

İşten ayrılma nedenlerine baktığımızda ise;

Türkiye’de global ortalamanın çok üstünde bir “kariyer kaygısı” mevcut (%52). Hatta ilginç bir şekilde, maaş ve sosyal haklar ile ilgili belirtilen endişeden çok daha yüksek çıkmış bu oran. (%47) Bu oranlarda Y kuşağının iş ve kariyer hayatından beklentilerinin etkisi olduğunu düşünüyorum.

Raporun son kısmında ise iş değişikliklerinde bir sonraki fırsattan nasıl haberdar olunduğuna dair içgörüler mevcut. Görünen o ki, yine global ortalamanın çok üstünde olarak tanıdıklarımıza çok güveniyoruz 🙂 Elbette kültürel etkiler söz konusu. Bize uygun bir işten haberdar olduğumuzda bile mutlaka orada çalışan bir bağlantı bulmaya çalışıyoruz. Adaylar açısından gayet anlaşılabilir bir durum elbette. Şirketler için de ciddi bir fırsat. İşveren markanızın en önemli temsilcilerinin çalışanlarınız olduğunu bir kez daha, rakamla ispat etmiş bulunuyor rapor. Dış iletişim yaptığımız kadar çalışanlarımızı da işe alım sürecimizin önemli bir iş ortağı haline getirmemiz gerekiyor artık.

Raporun tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Meryem.

 

1 Comment

  1. Suat SeçginOctober 19, 2016 at 8:12 pm

    Rakamlar anlamlı gibi duruyor ancak bir başka ülke ile karşılaştırabilmek için o ülke “dinamikleri ve sosyoekonomik gerçekleri” ile normalizasyona ihtiyaç var Meryem hanım. Zira belkide bir başka ülkenin %47 si bizim %30 umuzdan düşüktür. Tıpkı sayı tabanları gibi.Çünkü 2 lik tabanda ifade edilen (örneğin) 101 onluk tabandaki 6 dan küçüktür.

    Reply

Your email address will not be published.