Conscious Business by Fred Kofman: BİLİNÇLİ İŞ YAPMA YAKLAŞIMI – 1

Çok uzun süredir bir blog yazmak istiyordum ancak kapsam, süreklilik, içerik, tasarım, teknik detaylar derken kendimi her seferinde işin en başında buldum. Mükemmel, iyinin düşmanıdır. En kötü başlangıç, başlamamaktan yeğdir diyerek son bir kaç aydır üzerinde çalıştığım konu olan “Bilinçli İş Yapma” yaklaşımı ile ilgili öğrendiklerimi sizlere aktararak başlamaya karar verdim.

Kaynak kitabın orjinal ismi: “Conscious Business” ve Türkçe’ye “Bilinçli İş Yapma Sanatı” olarak tercüme edilmiş. Çok benimsediğim bir tercüme olmamakla birlikte, kaynak kitabın çevirisi bu şekilde yapıldığı için bundan sonra konseptimizden kısaca “Bilinçli İş Yapma” olarak bahsedeceğiz. Türkçe olarak yaptığım araştırmalarda kitabın kendisi dışında pek bir sonuç bulamadım. Dolayısıyla umarım burada yazacaklarım, konu hakkında Türkçe kaynak yaratacak nitelikte olur.

Bilinçli İş Yapma yaklaşımından bahsetmeden önce konseptin yaratıcısı organizasyonel filozof, Consciouss Business Center kurucusu ve LinkedIn’in Liderlik ve Organizasyonel Gelişim’den sorumlu genel müdür yardımcısı Fred Kofman’dan çok kısaca bahsetmek gerekir. Kofman, dünyada şirket kültürü sebebiyle en çok tercih edilen şirketlerden biri olan LinkedIn’in kültür ve değerler sistemini oluşturan önemli bir isim. Aynı zamanda dünyanın önde gelen üst düzey yönetici koçlarından birisi. Bilinçli İş Yapma programını oluşturan Fred, LinkedIn içerisinde de çalışanların bu yöntemi öğrenmesi, benimsemesi ve uygulaması için çeşitli eğitim programları düzenliyor.

Fred-Kofman-LinkedIn-Speaker-Series

Fred Kofman, LinkedIn Speaker Series etkinliğinde.

İşte benim maceram da bu eğitimlerden birisine katılarak başladı. Hem özel yaşamımda, hem de iş yaşamımda bu yaklaşımı özümseyerek ilerlemeye çalışıyorum. Bu yazı dizisinde, şimdiye kadar oldukça faydasını gördüğüm bu konsepti sizler için özetlemeye çalışacağım. İlk yazı konsepte giriş yazısı gibi düşünülebilir. Büyük resmi ilerleyen yazılarla birlikte adım adım görmeye başlayacağız.

Bilinçaltı Tutumlarından “Bilinçli” Tutumlara

Başlamadan önce belirtmem gereken şey, bu yaklaşım, Amerika’yı yeniden keşfettirmediği olur. Bilmediğiniz bir şey öğrenmeyeceksiniz. Ancak bildiklerinizi yeniden düşünecek, yorumlayacak ve hayatınızı kolaylaştıracak hale getireceksiniz. Günlük hayatımızdaki sıradan davranışlarımızı kurcalayacağız, daha derine inerek, bu davranışları bilinçli davranışlar haline getirmeye çalışacağız.

Bugün iş dünyasında hemen hemen bütün değerlemeler %100 iş çıktıları etrafında yorumlanıyor. Artan rekabet ve hız iş çıktılarının niceliğini, nitelikten önemli hale getirdi bile diyebiliriz. Toplam satış rakamları, çıkarılan ürün sayısı, şirket sayfalarının kazandığı takipçi sayıları… İş sonuçları önemlidir; ancak, duygularınız, ruhsal mutluluğunuz ve kurduğunuz iş ilişkileri en az sonuçlar kadar ve hatta bazen daha fazla önemlidir. Çünkü kabul edin ya da etmeyin, iş sonuçlarının kalitesini belirleyen faktörlerin %90’ı bizim göz ardı ettiğimiz bu soft faktörlerle ilgilidir. Çok basit bir örnek verelim: Yeni bir ürünü lanse etmek bir çıktıdır. Ancak bu ürünün hazırlık aşamasında hissettikleriniz, ürüne olan tutkunuz ve inancınız, iş ortaklarınızla olan iyi ilişkileriniz, hazırlık aşamasında karşılaştığınız anlaşmazlıkları çözme beceriniz gibi temelde duygu ve ilişkilerinizi kullandığınız tutumlar çıktı kalitesini belirler.

1-Nereye koşuyorsun? : Aradaki Mesafeyi Doğru Belirlemek

Bilincimizi ayık tutmak, farkındalıkla başlar.

Bu yaklaşımın ilk adımı ise bu farkındalığımızın temelini oluşturacak “mesafe” tanımını doğru yapmak olacak. Bütün binayı, bunun üzerine inşa edeceğiz.

Şu an içinde bulunduğunuz durum: A Noktası,

Hayal ettiğiniz gelecek, olmak istediğiniz kişi, gitmek istediğiniz yer, kısaca amacınız: B Noktası olsun.

Siz farkında olmasanız bile her gün onlarca karar ve aksiyon alıyorsunuz. Hepimizin ulaşmak istediği pek çok nokta var. Terfii almak ve ya zayıflamak gibi mesela. Bu amaçlara hizmet eden aksiyonlar Pazartesi diyetleri, gelecek ay başlanan kurslar, hafta sonu gidilen spor salonları oluyor genelde. Bu liste uzar gider.

Bu konuda Fred’in çok sevdiğim bir sözü var: “İnsanlar her zaman kendileri için en iyi olanı yapmazlar, kendileri için “en iyi” olduğunu düşündükleri şeyleri yaparlar.” Sizin kendiniz için hayal ettiğiniz amaç, gerçekten sizin için en iyisi mi? Yola çıkmadan önce cevaplanması gereken  kritik soru bu.

Uyuyan güzel hikayesini hepiniz bilirsiniz. Hikayenin kahramanı olduğunuzu hayal edin. Siz elmayı sağlıklı olduğunu ve size çok yararlı olduğunu düşünerek yemek istiyorsunuz, ama esasında elma zehirlidir ve sizi yıllarca sürecek bir uykuya daldıracaktır. Siz elbette yıllarca güzellik uykusuna dalmayı hiç ama hiç planlamıyordunuz bu işe girişirken. Basit bir ısırıktan ibaret gibi görünen aksiyonun sonuçları asla tahmin etmeyeceğiniz şekilde ağır olacak ne yazık ki. İşte iş dünyasında da sık sık başımıza gelen şey, bu metafor hikayenin birebir aynısıdır.

Kimi zaman bizi çok heyecanladıran fırsatlarla karşılaştığımızı düşünürüz.  Bize ve ya şirkete müthiş getirileri olacağını öngörerek başladığımız işler iyi niyetli beklentilerimizin tam aksine ekip arkadaşlarımızı, şirketi ve hatta projenin kendisini zarara uğratarak sonuçlanabilir.

İstediğinizi, neden istediğinizi iyi anlayın!

Diyete başlamak istiyorum, ama neden? Kursa gideceğim, ama neden? Bu kitabı hemen okumalıyım, ama neden?

Aldığınız aksiyonların, “neden” leri, sizi B noktasına ulaştıracak nedenler mi? Yoksa birden fazla B noktanız mı var.

İnanın sahip olduğumuz enerji çok limitli. Bu enerjiyi doğru yerlere odaklamak size uzun vadeli başarıyı getirecektir. Bu şuna benzer; X TL tutarında bir bütçeniz var ve önünüzde de onlarca yatırım fırsatı var. Projelerin her biri şirket için farklı anlamlarda yararlı görünüyor. Elbette hepsine yatırım yapmak istiyorsunuz. Bu çok insani bir motivasyon ancak “bilinçsiz bir motivasyon”. Bilinçli iş yapma yaklaşımını benimseyen siz olarak ne yapacaksınız? B noktanız yani amacınız net ise ve koştuğunuz yer belirli ise bu soruya hemen cevap verebilirsiniz. B noktasına en yakın projeye! Böylece basit bir fizik kuralını, hayatımıza uygulamış olacağız. Sahip olduğumuz enerjiyi, tek bir noktaya odaklayarak amacımıza ulaşacağız.

Mevcut durumumuzu çalıştık, anladık ve netleştirdik. Aynı netlikte, nerede olmak istediğimizi de biliyoruz.  Artık önümüzdeki mesafeyi görmek çok daha kolay.

Elinize bir kağıt kalem alın ve yazın:

  • A noktasından, B noktasına gitmek için öncelikle ne yapmalıyım?
  • Orta ve uzun vadeli aksiyonlarım ne olmalı?
  • Önüme çıkabilecek engeller neler olabilir?
  • Muhtemel engelleri bertaraf etmek için bugünden nasıl bir hazırlık yapmalıyım?
  • Hangi aşamalarda ek kaynak ihtiyaçlarım olacak? Bu kaynakları bugünden nasıl temin edebilirim?

Bunun gibi, gideceğiniz yolu tamamen netleştirmenize yarayacak tüm soruları kendinize sorun ve açık bir şekilde cevaplayın. “Bilinçli” oyun planınız artık hazır.

2- “Benlik – İlişkiler – Görevler”: Hangisi daha önemli?

İnsanoğlu olarak peşinden koştuğumuz üç temel olgu var:

  • Bunlardan ilki hem iş hayatında hem de özel hayatımızda tamamlamayı hedeflediğimiz “görevler”;
  • ikincisi, özel ve iş hayatımızda kurduğumuz “ilişkiler”;
  • üçüncü ve en önemli amacımız ise “kendimiz”. İyi hissetmek, mutlu olmak, sağlıklı ve huzurlu olmak hepimizin temeldeki en önemli amacıdır.

İşte bu üç olgu, yukarıda anlatmaya çalıştığım yolda ilerlerken bizim yegane arkadaşlarımızdır. Yol üzerinde tamamlamanız gereken görevler, karşılaştığınız ve ya yolu beraber tamamlamanız gereken arkadaşlarınız ve en önemlisi siz ve sizin motivasyonunuz sizinle olacak.

İş dünyası başarıyı “çıktı” sayısı üzerinden ölçmeye devam ettiği için organizasyonlar da enerjilerinin büyük kısmını “görevler” üzerinde yoğunlaştırmış durumda. Her yer “to-do list” kaynıyor.

Şu “to-do” meselesini daha derin düşünelim birlikte. Bütün bu iş çıktıları, tamamlanan to-do’lar, aslında neyin sonucu oluşuyor? Toplantılar yapıyorsunuz, e-postalar atıyorsunuz ve o iş bir şekilde halloluyor, üstü çiziliyor. Tüm bu eylemleri yaparken aslında yaptığınız şey “ilişki kurmak” veya var olan ilişkilerinizin üzerine birer kiremit daha eklemek.

Şirketler, organizasyonlar, plazalar var. Var, çünkü biz bir arada çalışıyoruz. İş ortaklarınızla, ekip arkadaşlarımızla, müşterilerimizle iş birliği içerisinde çalışmadan kaliteli bir iş sonucu almamızın pek mümkün olmadığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum?

Bir tık daha derinleşelim. İyi ilişkilerin özünde olan, bütün dinamiklerin temel ham madesi ise “siz” siniz. Değerleriniz, mutluluğunuz ve iç huzurunuz olmadan ne uzun vadeli ilişkilerden ne de iş sonuçlarından bahsetmek mümkün olmaz. Bilinçli iş yapmayı ilke edinen profesyoneller bu bağlantının farkındadırlar. Önce insanı daha sonra ilişkileri merkeze alarak, maksimum kalitede çıktı üretmeye çalışırlar. Zincirleme bir ilişkiden söz ediyoruz burada. Önce ben > kurduğum iyi ilişkiler > kaliteli çıktı sayısı.

Bilinçli iş yapma yaklaşımı, bu üç dinamiğin ilişkisini buzdağı örneklemesini kullanarak açıklar. Buzdağının en altında “benlik” vardır. Ben, benim kimliğim, benim değerlerim, benim önceliklerim, benim inançlarım, benim özsaygım, benim mutluluğum…

Yüzeyin altında, benliğin üstünde kalan orta kısımda ise “ilişkiler” vardır. Görevler ile benliğimizi birbirine bağlayan ilişkiler. Yüzeyin üzerinde kalan ise, sahnede sık görmeye alıştığımız “görevler” ya da “to-do list”lerdir işte.

taskself

Her buzdağı gibi, buzdağını ayakta tutan ve görünmeyen güçler %90 suyun altındadır.

Bugün maalesef hala bir çok organizasyon buzdağının yalnızca görünen kısmına odaklanarak manevra yaptığı için kaybetmektedir. Kaybediyorlar, çünkü organizasyonu oluşturan insanların değerleri ile uyumlu güçlü ilişkiler kuramıyorlar ve ya buradaki ilişkinin hayal ettikleri sonucun %90’ını oluşturduğunu henüz farkedemiyorlar.

 

Bugün konuya giriş olması niteliğinde önce genel konseptten kısaca bahsettik. Yaklaşımın temel taşları olan mesafenin doğru analiz edilerek belirlenmesi ve insanı merkeze alan çalışma modelinin benimsenmesi en kritik iki konuydu. Bundan sonraki her başlık, bugün yazdıklarımızın üzerinde binayı inşa etmemize yarayacak.

Bir sonraki yazım yolda!

Daha faydalı içerikler üretebilmem adına yorumlarınızı iletirseniz çok sevinirim. Teşekkürler…

 

3 Comments

  1. Oldukça kapsamlı ve faydalı bir yazı olmuş. Kitabı da oldukça merak ettim. Çok teşekkürler:)

    Reply
  2. Paylaşım için teşekkürler. Çok ilgimi ceken bir konu. Yazıyı baştan sona merakla okudum. Devamını da aynı şekilde bekliyor olacağım.

    Reply
  3. Merhaba Meryem.
    Öncelikle blog için adım atmana çok sevindim. Çok değerli içerikler üreteceğine gönülden inanıyorum:)
    Günümüz iş insanının yaşadığı çok temel bir konuyu çok doğru bir noktadan ele almışsın. Bir solukta okudum. Kalemine sağlık.

    Reply

Your email address will not be published.